GERÇEK MÜRŞİDLER KİMLERDİR?

2012-10-04 10:23:00

Mürşidler dört kısımdır: Mürşid-i teberrük, mürşid-i tezkîye, mürşid-i tasfiye ve mürşid-i terbiye. Makâm ve mertebeleri, ulvîyyet ve kudsiyyeleri, zikrolunduğu tertipdedir. En iptidâ (başlangıç) makâmda olan, mürşid-i teberrük’dür. MÜRŞİD-İ TEBERRÜK olan zâtta bulunması lâzım gelen evsâf ve şerâitdendir ki; evvelâ o zât kendi mürebbî ve mürşidi tarafından beş bin lafza-i celâl’i ve beş bin de salavât-ı şerîfeyi telkîn ve tavsîfe me’zûn (ders ver­meğe yetkili) bulunmalıdır. Bilcümle mahlûkâtın tesbihâtına vâkıf olması lâzımdır. Ehl-i kubûrun hakîkatına – hayal ve evhâm olmayıp, doğrudan doğruya – hallerine vâkıf olması gerekir. Onların üzerinde bulunan saâdet veya azabın, hangi amellerden mütevellit (doğmuş) oldu­ğunu bilmesi lâzımdır. Azabın hangi cürüm ve günahın neticesi olduğunu bilmelidir. Bütün kâinatta her türlü vak’alardan ve renklerden, vahdâniyyet-i ilâhiyyeye (Al­lah’ın birliğine) burhân ve delâili anlaması gerekir. Cümle mahlûkâtın esâmilerini (isimlerini) bilmesi dahi lâzımdır. Etbâ ve müridânın üzerine, meşâyıh-i kirâm hazerâtının cezbe ve nazarlarını, celbe (çekmeğe) iktidar ve selâhiyetli (yetkili) olması lâzımdır. Cihet-i istikâmeti mükem­mel olmalıdır. Müridân ve etbâlarını, makâm-ı tezkiye ve tasfiyeye irsâle (çıkarmağa) muktedir olmalıdır. Yirmi dört saat içinde, yirmi dört bin lafza-i celâl ve beş bin salavât-ı şerîfe’yi ifâya ve bunlara müdâvim olması l&acir... Devamı

DERVİŞ VE HÜKÜMDAR

2012-10-04 10:20:00

Bir derviş çöl kenarında oturmuş tefekkür ederken, yanından hükümdar geçti. Bu dünyanın endişe ve dertlerinden kurtulmuş olan derviş, ne kafasını kaldırdı, ne de ilgi gösterdi. İktidarından müthiş gurur duyan hükümdar onun bu ilgisizliği karşısında öfkeden deliye döndü ve “Yamalı cübbeleriyle bu dervişler hayvanlardan farksız” dedi. Hükümdarın veziri dervişin yanına gelip onu sorguya çekmeye başladı: “Dünyanın büyük sultanı yanından geçti ve sen ne ayağa kalktın ne de önünde eğildin. Bu küstahlığın sebebi nedir?” Derviş cevap verdi: “Sultanınıza söyleyin, ondan mükâfat bekleyenlerin önünde eğilmesini beklesin. Yine ona söyleyin, idareciler halklarını korumak için vardır. İdarecilere itaat etsin diye yaratılmamıştır. Ona söyleyin ki, İdareci  fakir-fukaranın bekçisidir. Koyunlar çoban için var edilmemiştir, bilakis çoban koyunlara hizmet etmek için vardır. Etrafınıza bir bakın. Bir kişi dertsiz-tasasız safa sürerken, diğerleri sıkıntıyla geçinmeye çalışıyor. Fakat bir gün gelecek, aptalca düşüncelerle dolu beyinler toprakta çürüyüp gidecek. Kaderin karşı koyulmaz hükmü beyan edildiğinde, ortada ne efendi kalacak, ne de köle. Kabirleri açın da un ufak olmuş kemiklere bakın bakalım. Sonra da bana hangisinin zengine, hangisinin fakire ait olduğunu söyleyin.” Hükümdar, dervişin bu sözlerini duyunca derinden etkilendi, utandı. Dervişe sordu: “Ey derviş, dile benden ne dilersen!” “Beni bir daha rahatsız etmemeni istiyorum.” “Peki ama, ne olur bana bir nasihatta bulun.” “Kudret senin elindeyken dikkat et. Çok ge... Devamı

Bayburt Çalışmam

2012-10-04 10:12:00
Bayburt Çalışmam |  görsel 1

Sıla dedim geldim, gurbete düştüm, Gurbetten de beter buldum Bayburdu Kavuşmak istedim, hasrete düştüm. Ta bağrımda tüter buldum Bayburdu. Devamı

CİNLERE KARIŞMAK

2012-10-04 09:34:00

Konu ile ilgili olarak Ebu Yusuf isimli bir cinin havas ile uğraşan kişiye anlattıkları nasihati burada hatırlatmak uygundur. “Şimdi söylediklerimi iyi dinle ve durum ne olursa olsun as­la aklından çıkarma. Cin dediğin varlıklar, yâni bizler, nefisle­rine son derece düşkün varlıklarız. Tüm yaşamımız ona köle­likle geçiyor. İçimizde gerçekten bazı şeyleri keşfetmiş olanlar hariç, hayatımız küfür içinde geçiyor. Bizlerden size dost ol­maz. Bizden fayda yerine ancak zarar görürsün. Bizlere inanıp ona göre hareket etmek büyük bir gaflettir. Sana doğru bilgi asla aktarmazlar. Her ne kadar iyi niyetlerle başlasan da, bir süre sonra nefisleri ağır basmaya başlayacak ve seni kıskanıp, seni zor duruma sokmaya çalışacaklardır ki, onu da yapıyorlar zaten. Müslüman olup Allah Teâlâ’yı kabul edenlerle iletişimin bu minval üzere olur.  Onlardan aldığın yardımlar kaşığın ucuyla alıp sapıyla gözünü çıkarmak misali gibidir. Doğru bilgi alabileceklerin de var tabi aramızda. Ancak on­ların da temel amacı aranıza nifak sokup insanları birbirine düşürmeye çalışmaktır. Buradan, sizlerden, onlarla iletişim kurmuş olan kişilere, sizin dünyanıza göre mucize sayılabile­cek birtakım özellikler ve yetiler tanırlar. Ancak bunun bir karşılığı vardır. Seni kendilerine köle ederler ve kendilerini Al­lah olarak görmelerini isterler. Hatta kendilerine tapmanı isteyeceklerdir. Bunun karşılığında da sana, herkesin açık ağızla seni izleyeceği, toplumunuzca olağandışı görülen birtakım özellikler verilir. Şeytana uşaklık eden bu varlıklarla beraber olduğunda tüm hayatın küfür üzerinde geçer ve karşı­lığında dünya hayatını yüceltirler. Senin ukbadaki hayatını rezil ... Devamı

Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami)

2012-10-04 09:28:00
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 1
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 2
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 3
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 4
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 5
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 6
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 7
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 8
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 9
Sırlarla Dolu Cami (Eynesil Yeşil Cami) |  görsel 10

Eynesil Yeşil Camii'nin, Eynesil Hayırlı İşler Yapma ve Yaptırma Derneği tarafından 1987 yılında temeli atılarak, Giresun'un Eynesil ilçesinde yapımına başlanmıştır. Beylikler devri ve Osmanlı camilerinin bir sentezi şeklinde inşa edilen bu camide, Selçuklu'daki her türlü oyma tezyinatları ve taş işlemeciliği ile, Osmanlı'nın geniş mekan özellikleri görülebilecek ve yüzyıllar öncesinin mânevi havası soluklanabilecektir. Cami, harem kısmı 26x26, son cemaat mahalli ise 31.5x26 ölçüleri ile Mimar Sinan'ın yaptırdığı Erzurum Lala Mustafa Paşa Camii'ne benzemekle beraber; tromp, kubbe süslemeleri, mukarnaslar ve diğer işlemelerle farklı ve zengin bir sanat ihtiva etmek suretiyle ondan ayrılmaktadır. Son cemaat mahfil kemerleri Konya Karatay Medresesi'nde görülen girmeli kemerler olarak uygulanmakta, Dünya portallerinin en güzel örneği olan Sivas Divriği Ulu Camii'nin Kuzey Taç Kapısı ile Osmanlı'nın en güzel portal örneği Tokat Hatuniye (Meydan) Camii'nin portalleri, Eynesil Yeşil Camii'nin iki kapısına birebir işlenecek; tek olarak inşa edilecek minare, Kayseri Bünyan'da bulunan Selçuklular'dan kalma tarihi bir minare örnek alınarak taştan yapılacaktır. Yapı malzemesi olarak kullanılan kesme taşlar tek tek elde işlenerek özenle yerine konmaktadır. Devamı