KADER DEĞİŞSE DE NETİCE DEĞİŞMİYOR

2012-12-05 09:00:00

Kader ve kazanın girift noktasında akıl ancak ahmaklığı ile baş başa kalır. Bunu anlamak hem kolay hem de zordur. Günümüzün olayları hergün daha acaibat tarzında tezahür ettiğinden Ahmed Amîş kaddesellâhü sırrahu’l azîz Efendimizin kaderi ifşaatların tekrar hatırlamak uygundur. Ahmed Amîş Efendi kaddesellâhü sırrahu’l azizin müridânından biri Yunan Harbi sırasında gelmiş, demiş ki; -“Efendi hazretleri bir rüya gördüm, ama korkuyorum anlatamıyorum.” Ahmed Amîş Efendi; -“Oğlum rüya hayata benzemez anlat.” Mürid; -“Efendim, çok feci anlatılacak gibi değil.” -“Oğlum sen anlat, karışma, -Efendim, gördüm ki, Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem ile İsâ aleyhisselâm güreşe tutuşmuş.” Ahmed Amîş Efendi; -“İsâ aleyhisselâm yendi değil mi?” demiş. -“Evet Efendim, yoksa Yunan galip mi gelecek?” Ahmed Amîş Efendi; -“Sus” -“Yunan galip gelecekti. Allah Teâlâ’nın takdiri buydu. Lakin Yunan evliya kabirlerine saldırdı, çoluk çocuk kadın ihtiyar katletti, gayretullaha dokundu. Anadolu evliyası niyaz ettiler.  “Ya Rabbi bu belayı başımızdan al.”  Onun için yunan mağlup olacak, ama Yunan’ın galebesi ile hasıl olan netice bizimkiler eliyle olacak. (Hatta fazlası oldu.) Allah Teâlâ’nın kaderine razı olmadığı için Anadolu velileri tasarruftan düştüler. Allah Teâlâ’nın kahır sıfatının tecellilerine razı olamadılar. Ya Rabbî bunları def et diye yalvardılar.  ” Kader değişti fakat netice değişmedi. Allah Teâlâ’nın kahır sıfatına razı olmamanın sonucu olarak Yunanın galebesinin olacak ... Devamı

BEDDUÂNIN SIRRI

2012-12-05 08:56:00

Bir kadının bir tavuğu vardı, ondan başka hiçbir varlığı da yoktu. Bu tavuk, kadın için yumurtluyordu. Derken bir gün bir hırsız gelip tavuğu çaldı. Kadın ta­vuğun çalındığını öğrenince hırsıza bedduâ etmedi, bilakis bu işi Allah Teâlâ’ya havale etti. Hırsız tavuğu aldı, boğazladı ve tüylerini yoldu. Birden bire hırsızın yüzü tavuğun tüyleriyle kaplanı­verdi. Ne yaptıysa bu tüylerden kurtulamadı. Kime sorduysa hiç kimse onun tüylerden nasıl kurtulacağına dâir bir çözüm sunamadı. Derken İsrailoğullarından bir bilgine rastladı. Du­rumu ona da anlattı. Bilgin şöyle dedi: “Bunun ancak bir şifâsı vardır. Tavuğunu çaldığın kadının sana bedduâ etmesidir. Şâyet bedduâ edecek olursa, bu has­talığından da kurtulursun.” Bunun üzerine adam kadına bazı kimseleri gönderdi. Bu kimseler: “O senin tavuğun nerede?” diye sordular. Kadın: “Çalındı.” dedi. Onlar: “Desene çalanlar sana çok eziyet etmişler.” dediler. Kadın: “Evet öyle oldu.” dedi. Onlar: “Canını çok yakmış olmalılar, baksana yumurtasından da mahrum kaldın.” dediler. Kadın: “Evet öyle oldu.” dedi. Onlar bu şekilde sorularla kadının öfkesini iyice kabarttılar. Derken kadın, hırsıza bedduâ edi­verdi. Bunun üzerine hırsızın yüzünden tüyler dökülüp kayboldu. Bu durum İsrailoğullarından olan bilgine haber verildi. Bilgine: “Bunun bu şekilde iyileşeceğini nereden bildin?” diye sor­dular. O: “O kimse, kadının tavuğunu çaldığı zaman kadın ona bedduâ etmedi ve işini Allah Teâlâ’ya havale etmişti. Allah Teâlâ da kadı­nın yerine ondan intikam almıştı. Fakat kadın bedduâ ed... Devamı

AMERİKA, ASKERİNE NASIL SAHİP ÇIKIYOR?

2012-12-05 08:55:00

Buranın ne kadar “yabancı” bir ül­ke olduğunu bir kez daha hatırlatan bir olaydı yaşadığım. Amerika Bir­leşik Devletleri’ndeki bir şehirden diğeri­ne uçuyordum. Cep telefonları ve emniyet kemerleri ile ilgili bildik anonsların ardın­dan şu anons duyuldu: “Bugünkü uçuşu­muzda Amerika’nın kahramanlarından bi­ri var. Ordumuzun cesur askerlerinden biri. Hem de üniformasıyla. Hadi hizmet­leri nedeniyle onlara ne kadar müteşekkir olduğumuzu gösterelim.” Yolcular bir anda heyecanla alkışla­maya başladı. Aslında bazı havayolları bununla da kalmıyor, askerleri doğru­dan “business class”a alıyorlar. Ev eşya­ları satan dükkânlardan sinemalara ka­dar birçok işletme de askerlere indirim yapıyor, kampanyalar düzenliyor. Peki, savaş sona erip de ülkelerine temelli olarak döndüklerinde ne olacak? Bu ta­vır devam edecek mi acaba? Yoksa unu­tulacaklar mı? Bana daha uzun bir süre saygı görecekler gibi geliyor. Her şey­den önce aldıkları zorlu eğitim nedeniy­le bunu hak ettiklerini düşünüyorum. Kısa süre önce 101′inci Hava İndirme Tugayı’nın Kentucky Tennessee sınırın­daki eğitim alanını ziyaret ettim. Heli­kopterden halatla aşağıya inen koman­doları izledim. Bu eğitimin ordudaki en zorlu 10 gün olduğunu söylüyorlar. Ancak eğitim ve savaş sırasında gös­terdikleri özverinin karşılığını sokakta yürürken alıyorlar: Halk tarafından se­vilmek ve takdir edilmek olarak… Yüz­başı Ali Johnson bu ilginin farklı şekil­lerde ifade edilebildiğini anlatıyor. Kimi yemek yediği restoranda para almaya­rak, kimi sokakta elini sıkarak, sırtını sı­vazlayarak gösteriyormuş sevgisini. Halkın askerlere bu duygusal yaklaşı­mında 11 Eylül&rsquo... Devamı

MEHDİ ALEYHİSSELÂM (SON KURTARICI)

2012-10-04 10:34:00

Mehdî’nin Sözlük Anlamı Arapça kökenli, هدي (doğru yolu bulmak, yol göstermek) kelimesinden ismi mef’ul olup “doğru yola iletilmiş, hidayete ulaştırılmış, kendisine Allah Teâlâ tarafından yol gösterilen” anlamlarına gelen Mehdî genel anlamda kıyametten önce ortaya çıkarak dünyada adaleti, düzeni sağlayacağına inanılan şahıs olarak tanımlanmaktadır. Mehdî İnancının Doğuşu Mehdî inancının doğuşu hakkında farklı görüşler vardır. Bu görüşlerden birine göre Mehdî inancı ilk defa Sümerliler’de ortaya çıkmış, Babil ve Mısır’da gelişmeye devam ederek bu iki medeniyetten dünyaya yayılmıştır. Diğer görüşe göre ise Mehdî inancı her dinin kendi içinde tarihi, psikolojik ve sosyolojik şartlarına göre doğmuş ve gelişmiştir. Nitekim Hindliler, Brahma’nın tenasühünde Vişnu’nun vücuda gelişini ve Hindûluğun Budizme hâkim olacağı dönemi beklerler. Moğolların da, Cengiz Han’ın ölümünden önce kendilerini Çin esaretinden kurtarmak üzere sekiz ya da dokuz yüz yıl sonra tekrar döneceğini söylediğine hâlen inandıkları belirtilmektedir. Yahudi inancında İlyas aleyhisselâmın semaya kaldırıldığı ve onun adaleti sağlamak için ahir zamanda yeryüzüne tekrar döneceği anlayışına karşın Hıristiyanlıkta Hz. İsâ aleyhisselâmın kıyametten önce kurtarıcı olarak tekrar döneceği inanışı mevcuttur. Her ne kadar Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki Mesih inancı ile İslâm kültüründeki Mehdî inancı tam olarak örtüşmese de Mesih veya Mehdînin geliş amaçları bakımından ortak oldukları görülmektedir. İslâm Kültüründe Mehdî İnancı İs... Devamı

KADIN NEDEN MUTLU OLAMAZ?

2012-10-04 10:32:00

Yıllardır kadın hakkında yorumlar yapılır. Her şekilde sonuçlar kadın için bir şekilde olumsuzdur. Özgürlük-eşitlik adına birçok hüküm üretilir. Sonuç boştur. Feminist akımlar ile kadın desteklenir. Sonuç yine boştur. Çalışan ve kudretli kadın talep edilir. Sonuç yine boştur. Hikmeti nedir? Hangi sebep kadını mağdur eder, diye düşündünüz mü? Çok şeyler söyleyebilirsiniz. Ancak bir sebep var o da kadın ve kadınların kendisidir. Görülen odur ki; Kadının Anne tarafı baskın gelir, fedakârlıkta hiçbir erkek ona yetişemez. Acıma duygusu kuvvetlidir, kendisi acınacak duruma düşer. Affeder, istismara maruz kalır. Cömerttir, vücudunu dahi paylaşmaktan kaçınmaz, adı kötüye çıkar. Çalışkandır, bir yerine on işin hakkından gelmeye çalışır, hastalık başını bırakmaz. Sevgisi coşkundur, sınır tanımaz, ilkeleri ve töreleri yıkar gider. Çok hırslıdır, üstün olmak için gayret gösterir, emperyalist emellere kurban gider. Yaratılışı güzeldir, hep rahatsız edilir. Çocuk sahibi olmak ister, acılarını ve sıkıntıları peşinen kabul eder. Bir erkekle hayatını birleştirir, çok zaman erkeğin egosu altında ezilmeye mahkumdur. İtiraz edince yine üzülen hep o olur. ……… Bu sözleri artırabiliriz. Kadını yıkan asıl neden nedir, diye soracak olursanız burada  kadınların ancak başka bir kadın tarafından yıkıldığını ve erkeğin olmadığını görmek durumun acayip bir tarafıdır. Kadınlar cehennemde çok olacak diye duyduğumuz sözler onların dünya hayatını daha çok ilgilendirir. Onlar bu dünyada cehennemdedirler. İstedikleri kadar özgür olsunlar, cehennemdedirler. Bunun cevabını bulmak m&u... Devamı